Zamanın Kıymetini Bilmek


      
Zamanın Kıymetini bilmek
Zamanın Kıymetini bilmek 

Zamanın Kıymetini Bilmek 


Zaman, bir çok teori ve tezlerle çözülmeye çalışılsa da hâlen insanoğlunun fehminde zorlandığı gizemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.
Zaman, psikolojik, sosyolojik, felsefi, dini ve fiziksel boyutu olan gerçek bir olgudur.
Zaman, kitap ve makalelere sığmayacak kadar derin bir mevzudur.

Fakat insanoğlu zamana kayıtsız kalmakta, zaman hakkında  bilinçlenmeyi âdeta reddetmektedir. Oysaki okullarda zaman yönetimi öğretilseydi, daha genç yaşımızda zamana gereken değeri verebilir ve bugün bir çoğumuz hayatta daha başarılı ve daha mutlu olabilirdik.
İnsanoğlu, geriye dönülmesi mümkün olmayan bir yolculukta olduğunu unutmamalıdır. Zamanın insan ömrünü tükettiği kaçınılmaz bir gerçektir.
 İnsanoğlu, zamanın gölgesi altında, âciz bir şekilde hiç bir şeyin malikî olmadığının bilincin de olarak yaşamalıdır.


Hayat, zamanımızı boşa harcatmaya çalışan, lüzumsuz telefon görüşmeleri, faydasız düşünceler, gereğinden fazla uyumak ve sosyal mecralar  gibi tuzaklarla doludur. Lakin bu tuzakların esiri olmak yada olmamak tamamen kişinin zamana karşı olan tutumu ile alakalıdır. Zamanı tüketmek yada tasarruf etmek kişinin kendi insiyatifindedir. Harabe ve yitik bir ömrün, zamanı israf etmekten, heba etmekten ibaret olduğu unutulmamalıdır. Kişi en kıymetli sermayesi olan zamanını tüketirken, türlü bahanelerin arkasına saklanmamalı ve bir suçlu aramamalıdır.
İnsanoğlu ömür hazinesinin tükenmeyeceğini düşünüp aldanmaktadır. Oysa ki bizlere verilmiş, ne zaman biteceği belli olmayan sürpriz bir  ömürle  yaşamaktayız.


Bugün yaşadığımız kapitalist hayatta pragmatist anlayışın rüzgarına kapılan insan, ne ilginçtir ki zaman içerisinde kazanımları artsa da, o kazanımları ile en değerli hazinelerinden biri olan zamanını geri alamayacağını unutmaktadır.
Elbette kişi çalışmalı ve hayata dair gerekli kazanımları elde etmek için çaba sarf etmelidir. Burada sorun, hayatın denge üzerine kurulamamasından kaynaklanmakta...
Hayatın içindeki dengesizliğin,  zamanın içinde kaybolmanın, insana geri dönüşleri negatif olabilmektedir.

İnsan, iradesini müsbet yönde kullanarak hayatının her alanını değerlendirebilmelidir. İradesinin kontrolünü elden bırakmamalıdır.
Ne yazık ki günümüzde sosyal mecraların tesiri altında kalan bir çok kişi, telefon, tv ve bilgisayar gibi tuzaklarla zamanını zayi etmektedir.
Efsunlanmışcasına sosyal mecralarda vakit geçiren kişi hayallerini, hedeflerini gerçekleştirmenin yollarını tefekküründen  aciz kalmakta. Başarıya odaklanamamakta ve  hayatına yön vermekte pasif kalmaktadır.
Sonuç olarak sosyal medyada harcanan zamanın, anlık tatminlerin getirisi, gelecekte sadece pişmanlık olacaktır.

 
Zaman en değerli hazine
Zamanın Kıymetini bilmek 


Şuurunda olmadan hoyratça ziyan edilen zaman, farkına varmadan kaybedilen değerli bir  hazinedir.
Ne yazık ki vaktin nasıl geçtiğinden habersiz olmak, hunharca vaktini zayi etmek, varoluş gayesindeki hikmetten de uzak olmaktır.
Çok geç olmadan zamana gereken değeri vermelidir insan. Hayatının  dizginlerini ele geçirmelidir.  Zamanın kıymetini bilen, gerçek boyutuyla tefekkür eden, yaratılış gayesini idrak eden kişi, zamanın mimarıdır.
Zira yarına yön verecek, geleceğe ışık tutacak, yüzyıllar sonrasına etki edecek izler bırakmak, geleceğini inşâ etmekten geçer.

Durup düşünmeli insan; plânlı, disiplinli ve stratejik bir bakış açısıyla, zamanını nasıl değerlendirdiğini gözden geçirmelidir. Zamanına değer katan ve zamanını zayi eden etkenleri ince bir süzgeçten geçirmeli ve ona göre hayatına bir yön vermelidir.  Hem bu günü hem de yarını kurtarmak ancak anı değerlendirmek ile mümkün olduğu unutulmamalıdır. Zamanı yönetebilen kişi, hayata daha anlamlı bakabilen ve hem insanlık için  hem de  kendisi için yapılacak pek çok şey olduğunun farkına varabilendir.
Zamanın akış yönünü değiştirmek geçen bir anı geri getirmek ne  mümkün? 

Makedonya'da bulunan bir Osmanlı eseri olan saat kulesine nakş edilen bu veciz sözler bizlere birer ibretlik dizedir.

" Saatin çaldığı evkat değildir her gâh
Müddet-i ömrü geçip  gittiğinde eyler ah"

(Saatin her saat başı çalmasının sebebi vakti bildirmek değil, belkide ömrün geçip gittiğine âh eylemektir.) 

Zamanı yaşatmalıki insan, hayatı yaşayabilsin. 

Tavsiye yazı :



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Uyarı!

Bu web sitesindeki bilgiler dikkatle araştırılmış ve gerekli özen gösterilerek sunulmuştur. Bununla birlikte, içerikler yalnızca genel bilgi için sağlanmış olup herhangi bir sağlık uzmanının tavsiyelerinin yerini alması amaçlanmamaktadır. Sağlık sorunlarınızın teşhis ve tedavisi için lütfen öncelikle doktorunuza danışın.